LİDER GİRİŞİ
Adınız Soyadınız
Sifreniz
 



TÜRKİYE İZCİLİĞİNİN KISA TARİHÇESİ
          İÇERİK RESMİ
İzcilik 1907 yılında İngiltere’de kurulmasından çok kısa bir süre sonra Türkiye'de de çalışmalarına başlamıştır. İlk çalışmaların 1910 yılında olduğunu ileri süren kaynaklar var ise de resmi olarak 1912 yılı kabul edilmektedir. Nabi Atıf (Kansu), Ethem Nejat Bey ve Robenson kardeşler farklı farklı yerlerde çalışmalarını başlatmışlardır. Edirne Öğretmen Okulu ve Galatasaray Lisesi Türkiye'de izcilik çalışmalarının ilk başlattığı birimler olmuştur. İzcilik çalışmalarına o zamanlar "Keşşaflık" adı verilmekteydi.

Pek çok insan ülkedeki izciliği merakla takip etmeye başlamıştır. Ama Balkan Harbi'nin tüm ülkede yaşantıyı sekteye uğratırken izcilikte bundan etkilenmiştir. Belçika İzcilik Teşkilatından Herold Parfit 1912 yılında resmen ilk izci oymağını kurarak çalışmalara başlamıştır. İlk oymakbaşı kursu da 24 Nisan 1914 yılında açılmış ve 16 oymakbaşı çalışmayı başarı ile tamamlamıştır. 1923 yılında ilk Türkçe İzcilik Kitabı yayınlanmıştır. 1927 yılında Türkiye'de izciler ilk kez Cumhuriyet Bayramında büyük geçit yapmışlardır.

1946 yılında ilk kez Türkiye İzcilik Yönetmeliği yayınlanmıştır. 1950 yılında Türkiye Dünya İzcilik Teşkilatına üye olarak kabul edilmiştir. İzcilik okul dışı gençleri de kapsayan bir çalışma olarak "1955 yılında Ankara'da TIB (Türkiye İzciler Birliği); 1957 yılında da İzmir’de EIB (Ege İzciler Birliği) kurularak çalışmalarına başlamıştır.

1991 yılında TİF kuruldu. İlk başkanı Rana ÖZENER, ikinci başkanı Sevim ERGİN oldu. 2000 yılında İbrahim KURAK Federasyon başkanlığına seçildi.

İzcilik faaliyetleri 1970 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığına devredilmiştir.

1972 yılında kız izciliğimiz dünya kız izcilik teşkilatı yedek üyeliğine kabul edilmiştir.

İzcilik bu tarihten sonra günümüze kadar iki bakanlık arasında çeşitli genel müdürlükler bünyesinde sürdürülmüştür.

1991 tarihinde İzcilik Federasyonu kurularak izcilik faaliyetleri bu federasyon tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

DÜNYA İZCİLİĞİNİN KISA TARİHÇESİ
          İÇERİK RESMİ
İzcilik çalışmaları ilk kez İngiltere’de başlamıştır. İzcilik düşüncesini ortaya atan kişi Gillwell Lord'u Baden Powel'dir. Biz izciler ona kısaca BP olarak anarız. BP izcilik düşüncesine nasıl sahip olduğunu "Erkek Çocuklar İçin İzcilik" adlı kitabında şöyle anlatmaktadır.

İngiltere sahillerinde dört kardeşimle birlikte bir deniz izcisi olarak dolaştığım günler, çocukluk yıllarımın en güzel anılarıdır. Gerçi bizler gerçek bir deniz izcisi değildik, çünkü o zaman deniz izciliği denilen bir şey yoktu. Ama bizim bir yelkenlimiz vardı, her mevsim ve havada bu yelkenlide yaşar ve onunla denizlerde dolaşırdık ve çok da eğlenirdik. Bu yaşantının zevkini çıkardığımız gibi zahmetine de katlanırdık. Sonra öğrenciyken boş zamanlarımızda, ormanlarda tavşan yakalamak ve onları pişirmek, kuşları gözlemek ya da hayvanların ayak izlerini takip ederek bir hayli izcilik yapardım. Daha sonraları asker olunca Hindistan ve Afrika ormanlarında yaptığım avcılık ve Kanada’nın orman köylerinde geçirdiğim yaşam benim için çok zevkli olmuştur. Daha sonra Güney Afrika muharebelerinde tam bir izci gibi yaşama fırsatını buldum.

Evet, bu yaşantı bana o denli zevk vermişti ki "bunu neden ülkemin gençleri de tatmasın" diye düşündüm. Gördüğün gibi izcilik zevkli bir yaşantı içinde olmak ve bunu başkalarının da yaşamasını düşünmektir. BP bu düşüncelerini kaleme alarak zevkli ve macera dolu yaşantıya diğer gençlerin nasıl katılabileceğini sistemleştirmeye çalıştı.

İlk kamp denemesini 1907'de Brownea adasında aristokrat ve kenar mahalle çocuklarından oluşturduğu 24 kişi ile yaptı. Başarılı olduğunu görünce 1908 yılında "Erkek Çocuklar İçin İzcilik" adlı kitabını yayımladı. Kitap kısa zamanda tükenince, yeni baskıları yapıldı ve pek çok ülkede milyonlarca sattı. Kitabın yayınlanmasından iki yıl sonra İngiltere’de izci sayısının on bini bulduğu belirtilmektedir. Bu BP’nin koyduğu sistemin gençler tarafından ne kadar kolay kabul edildiğinin belki de ilk kanıtıdır.

BP, 1910 yılında kız kardeşinin yardımı ile ilk kız izcilik çalışmasını da başlattı. Aynı yıl deniz izcilik teşkilatını da kurdu. Sistemin hızla yayılmaya başlamasına bağlı olarak küçük çocukların velileri küçükler için de izcilik çalışması başlatılmasını istediler. Bunun sonucu olarak 1913 yılında küçük izcilik çalışması başlatıldı. 1917 yılında da daha büyükler için ergin izcilik çalışmasını başlattı. Tüm dünyada hızla yayılan izciliğin dünya barışına katkısını sağlamak için ilk uluslararası izci kampı Jamboree 1920 yılında yapıldı. İzcilik artık uluslararası bir gençlik teşkilatı olmuştur. Dünya izcilik teşkilatı kuruldu ve BP başkanlığına getirildi. 1941 yılında da hava izciliği başlatıldı.

BADEN POWELL HAYATI 1857-1947
          İÇERİK RESMİ
Asıl adı Robert Stephenson Smyth Baden Powell'dir. Dünya izcilerince kısaca B.P, diye tanınır. 22 Şubat 1857 de Londra'da doğmuştur. Babası H. G. Baden Powell, Oxford Üniversitesinde değerli bir ( profesör, annesi ise bir İngiliz amiralinin kızı o (an W. T. Smyth'dir. !1 Baden Powell'in çocukluğu bir çok güçlükler içinde geçti. Daha üç yaşında iken babasını kaybetti. Yedi kardeştiler ve en büyükleri on dört yaşında idi. Ailenin bütün yükü annenin üzerine kalmıştı. Doğaya karşı çok küçük yaşından beri hayranlık duyan küçük Robert'in çocukluğu kamplar ve kır yürüyüşleri ile geçti. Bu, 1870 yılında Charterhause okuluna girene kadar böyle sürdü. B. P. bu okulda burslu olarak okuyordu. Çok yönlü ve etkin bir öğrenci olarak tanınırdı. Futbola olan ilgisi ve yeteneğinden dolayı okul takımında kalecilik bile yapmıştı, Bütün bunların yanı sıra arkadaşlarının hayranlığını kazanmasını da bilmişti. Çünkü elinden her iş gelen bir gençti. Örneğin güzel resim yapması ve müzik konusundaki yeteneği de bunu kanıtlıyordu.

On dokuz yaşına geldiğinde okulu bitiren B.P. asteğmen rütbesi ile Hindistan'a giderek CRIMEAN savaşında süvari olarak görev aldı. Katıldığı süvari alayı bu savaşta oldukça yararlıklar göstermişti. Yirmi altı yaşına gelip yüzbaşı olduğu zaman bile doğaya olan ilgi ve sevgisini yitirmemişti. 1887 yılına göz attığımızda onu Afrika'da Ashanti ve Zulu gibi güçlü kabilelerle Matabel'in kurtuluşu için yapılan savaşlarda görüyoruz. Afrika yerlileri onun cesaretini görüp bir de ad takmışlardı; IMPEESA, bu «Uyumayan Kurt» anlamına gelen bir sözcüktür. B. P. 1899 yılında albaylığa atandığında oldukça ünlü bir kişi durumuna gelmişti. O yıllarda ise Powell'ı Mafeking savaşında görüyoruz. Güney Afrika'da oluşan ayaklanma sonucu İngiltere ile Transvaal hükümeti arasındaki ilişkiler bozulmuştu. B. P. iki kıta askerle Mafeking kasabasına gelerek 2t7 gün süren ve 13 Ekim 1899 da başlayan kuşatmada üstün yararlıklar göstererek kasabayı Boer'lerin saldırılarına karşı savunmuş ve bu başarısından dolayı generalliğe yükseltilmişti.

Bu arada ünü İngiltere'de de duyularak ~toplumun sevgi ve saygısını kazandı. İngiltere, 1901 yılında yurduna dönen bu generali bir kahraman gibi kar5ıladı. Malta'da askerliğini yaptığı sıralarda istihbarat subayı olarak da çalışmış ve görevi gereği bir çok Akdeniz ülkesine kılık değiştirerek girmişti. Bu ülkeler arasında Türkiye'de vardır. İngiltere'ye döndüğünde ilk olarak askerler için bir kitap yazdı. Adı, izciliğe Yardım (Aids to Scouting) o (an bu kitap okullarda ders kitabı olarak okutulduğu gibi oldukça da ilgi gördü. Bundan sonra Baden Powell'de ülkesinin çocuklarına yardım etme duygusunun yoğunlaştığını görüyoruz. Aslında bu duyguyu Mafeking'deki yerli çocuklar yaratmıştı ve izciliğin doğması fikrinin ilk temelleri de o sıralarda oluşmuştu. Bu çocuklar savaşlarda haberci olarak kullanılmaktaydılar ve doğa ile sıkı bir işbirliği içinde idiler. Bunun yanı sıra İngiliz gençliğinin de durumu pek iyi sayılmazdı. Böylece B. P. ordudan ayrıldı ve izciliği kurma çalışmalarına başladı. İlk kampı 19Q7 yılında 20 izci ile Pool limanı açıklarındaki Brownsea adasında yaptı. Daha sonra 1908 yılında Scouting For Boys (Erkek Çocuklar İçin İzcilik) adlı kitabını yayınladı. Bu kitap İngiltere’de büyük ilgi gördü. Bu ilgi daha sonra bütün dünyaya yayıldı ve bir çok ülkede milyonlarca basıldı. İzcilik fikri dünya gençliğini oldukça etkilemişti. Baden Powell'e izciliğin kuruluşundan bir süre sonra İngiltere Kraliçesi tarafından SIR ünvanı verildi. Bundan böyle amaçları saptanan izcilik tüm dünyada bir kardeşlik havası içinde hızla yayıldı.

Kendisine Gilwell Lordu da denilen B.P. son yıllarını çok sevdiği Kenya’da geçirdi. 8 Ocak 1941 yılında öldüğünde kendi isteği üzerine Afrika’da askeri bir törenle Nyer’deki mezarlığa gömüldü. Bu törende tabutu dört asker ve dört Afrika’lı izci tarafından taşınmış, Avrupa, Asya ve Afrika’dan gelen 50 izci de dünya izciliğini temsilen törene katılmıştı.

ATATÜRK'ÜN İZCİLİĞE VERDİĞİ ÖNEM
          İÇERİK RESMİ
Atatürk, izcilik konusu üzerinde de büyük önemle durmuş ve Türk izciliğine de, okullar içi izcilik faaliyetleriyle olumlu bir yön vermişti. Daha miralaylığı sırasında resmi görevi itibariyle başlayan bu ilgi ömür boyu sürmüş ve hiçbir zaman eksilmemişti.

Yurtta izciliğin amaçlarının gerçekleştirilmesini yeterli bulmayan Harbiye Nezareti 15 Haziran 1914 tarihinde “Genç Osmanlı Cemiyetleri” adı altında bir teşkilat meydana getirmiştir. Bu örgütün Genel Müfettişliği görevine de Mustafa Kemal atanmıştı. İşte Atatürk, Gençlik Cemiyetleri Umumi müfettişi olarak çalışmış olmasının verdiği yakınlıkla izci meselesi üzerinde önemle durmuş; izcileri Cumhuriyetin yarınlarının bekçileri olarak görüp kabul etmiş, disiplinli bir biçimde yetiştirilen izcilerden yurt savunması yönünden de büyük yararlar sağlanabileceğine inanmıştı.

Atatürk’ün Gençlik Cumhuriyetleri Umumi Müfettişi olarak, “Makam-ı Celiliye” hitaben “Mahrem” kaydıyla kaleme aldığı rapor, O’nun izcilik hakkındaki görüş ve düşüncelerini anlama bakımından önem ve değer taşımaktadır. Rapor şöyledir:

“Son zamanlarda Avrupa’da yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi maksadıyla ihdas edilen genç derneklerine ve izciliğe fevkalade emek vererek azami fedakarlıkta bulunulmuş, maddi, manevi her türlü yardım yapılmıştır. Harpten önce kara ordusu bulunmayan bazı devletler ancak bu sayede ve az zaman içerisinde büyük bir orduya malik oldukları gibi bugünün ordusunu dağıtmak gereğinde olan Almanya ileride mevcudiyetini ve hayatiyetini muhafaza edebilmek için terhis ettiği subayları istihdama devamla 1908’de ihdas edilen Almanya Gençlik Teşkilatı’na muhteşem ordusu derecesinde ihtimam göstermeye önem vermektedir. Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyeti haiz olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da son derece önemlidir. Bütün hükümetlerce izcilik teşkilatı birbiriyle adeta yarışırcasına yayılmakta ve mensupları fikren, ahlâken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.

İzcileri himaye ve teftiş için izci ve keşşaf cemiyetleri, genç dernekleri kurulmakta, resmi makamlar ihdas edilerek, bütün bu teşekküllerin her türlü siyasi ihtirastan ve parti münakaşalarından tamamen münezzeh kalmalarına münhasıran ilmi bir sahada çalışmalarına bilhassa itina gösterilmektedir.

Hükümet idaresinin yeniden teşkilini kararlaştırdığı şu günlerde genç dernekleri teşkilatının kurulmasına, yayılmasına ve bu konunun yüksek makamlarca ele alınmasına mutlak bir zaruret vardır. Binaenaleyh:

1. Orduyu ıstırabında bulunan yeni hükümet 12 yaşından itibaren gençleri vatani ve milli bir gaye ile terbiye ile, yaşları mütenasip, fennî ve yeknesak bir surette yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan milletin en aydınlarını teşkil eden subaylardan okullarda ve genellikle dernekler teşkilâtında öğretmen ve rehber sıfatıyla tercihen kullanılması lazımdır. Bu suretle subaylarımız hükümete malî bir yük teşkil etmeyecekleri gibi en yararlı bir vazife ile görevlendirilmiş olacaklardır.

2. Genç dernekleri Teşkilâtı’nı verimli esaslara istinat ettirmek için Millî Savunma, Millî Eğitim ve Evkaf Bakanlıkları ile mahalli belediyeler ve teşkili düşünülen Cemaat-ı İslami’yenin müştereken yardımı sağlanmalıdır.

3. Genç Dernekleri Umumî Müfettişliğine bağlı olmak üzere bölgelere göre dernekler müfettişlikleri ihdas edilmelidir.

4. Okullarımızda meslekî ve bedenî eğitim konusunda esaslı bir program ve faaliyet yoktur. Kulüplerde gençler basit oyunlar ve fikirleri zedeleyen politikayla meşgul oluyorlar.

Gençliğin gelişmesine yarlı başak bir cemiyet hemen hemen yok gibidir. Bu gibi kulüp ve cemiyetlerde sağlığı koruma, iyi geçinme, fikri eğitim, anatomi, fizyolojiye ait umumi derslerin konusu dahi yer almıyor. Sözü edilen kulüp başkanlarını siyasetin dışında kalmaları, aydın ve gerektiğinde beden eğitimi öğretmenliği yapmaya dahi muktedir kişiler olmaları, kulüplere yaşça küçük olanların kabul edilmemeleri ve okul öğrencilerine kulüplerin kapalı olması şarttır.

5. Son zamanlarda Milli Eğitim okullarında sınırlandıran beden eğitimi ders saatleri arttırılarak, genç dernekleriyle alakalı görev ve kuruluşlar devam ettirilmeli ve köylere kadar esaslı bir şekilde yayılmaları sağlanmalıdır.

6. Spor kulüplerin ıslahı ile müdavimlerine Gençlik Dernekleri Teşkilatı ile de münasebet tesis etmeleri kabul ettirilmelidir.

7. Gerek okullarda, gerek spor kulüplerinde ve cemiyetlerde genç dernekleri kıyafetlerinin kabulü, sağlığı koruma, sosyal eğitim, fizyoloji ve anatomi derslerinin öğretimi ve umum için gece derslerinin ihdası temin edilmelidir.

8. Az da olsa bütçenin müsaadesi nispetinde ödenek sağlanmalıdır.

9. Bütün Genç Derneklerinin teşkilatına girecek olan fakir çocuklarına memleketin sanatı ile mütenasip iş bulup sanatkar olarak yetiştirilmek suretiyle kişisel çalışmalarına dayanan geçimlerini sağlamaları öngörülmektedir.

10. Terbiyevi ve içtimai Genç Dernekleri mecmuasının eskiden olduğu gibi yayına devam etmelidir.

11. Vaktiyle Astsubay okullarının 13-14 yaşındaki öğrencinin bile çantasız ve silahsız talim ve terbiyeyi ifaya muktedir olduğunu tecrübe edilmesini istemiştim. Bu talebim isaf edilmiştir.

12. İzci, Keşşaf veya Spor Kulübü adı altında vücuda getirilecek bütün teşkilat genç dernekleri meyanında addedilerek Dernekler Genel Müfettişliğine bağlı olmalıdır.

Ordunun tahdidi mecburiyetinin yukarıdaki maruzatım ile kısmen olsun telafi edilebileceğine halisane inanmadığımı yüce makamlarına arz ederim.”

Atatürk, mutlu yarınlar için sevgi ve güven duyduğu Türk izcilerini resmi bayramlardaki geçit törenlerinde görmeyi özellikle arzulamış, bunun sonucu olarak da Atatürk devrinde yurdun dört yanından gelen izci oymaklarının Ankara’da Atatürk’ün önünde yapılan Cumhuriyet Bayramı geçit törenlerine katılmaları bir gelenek halini almıştır.

Atatürk ayrıca Türk izcilerinin kıyafetleri ve yetiştirilmeleri konularında verdiği direktiflerle de izciliğin olumlu yönde çevrilmesinde önemli rol oynamıştır.

Türk izciliği, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle vücut bulan bir örgüt olarak doğdu, faaliyet gösterdi. Atatürk’ün ilgi ve güvenini kazanmakla da ebedi bir gurur ve şerefe mahzar oldu. “Keşşaflık” Atatürk ile “izcilik” şekline dönüştü.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE İZCİLİK
          İÇERİK RESMİ
ATATÜRKÇÜLÜK VE GENÇLİĞİN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRİLMESİ


Coğrafi konumu nedeniyle dünyanın stratejik yerlerinden biri olan Türkiye uzun yıllardır emperyalist güçlerin gizli ve açık saldırılarına hedef olmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşımız açık saldırılarının en önemlisidir.

Bu savaşta Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının üstün gayretleri ve ulusun azmi ile başarılı olundu. Böylece Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin temeli olan Atatürk ilke ve devrimleri, geleceğimizin teminatı olan genç kuşaklara iyi anlatılmalı ve benimsetilmelidir. Bu gerçek bilerek veya kasıtlı olarak göz ardı edilirse ya da çarpıtılırsa ulusumuzun başına nelerin gelebileceği çok yakın geçmişteki acı olaylar göstermiştir. Bundan dolayı o karanlık günlere yeniden dönmemek için gençlerimizi Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirmemiz şarttır. Zaten günümüzde bir çok ideoloji çekiciliğini yitirdi. Ancak Kemalizm yeniden güncellik ve çekicilik kazandı. Atatürkçülük demek çağdaşlık demek, ilericilik demek, laik demektir. Atatürkçülük demek, doğruluk demek, dürüstlük demek, düzen demektir. Atatürkçülük demek, düne değil, hatta bugüne değil, yarınlara bakar, ona göre kendimizi ve toplumumuzu hazırlamak demektir.

Atatürkçülük demek, bugün dünden daha çok aradığımız O eşsiz insanın, O dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamının, O eşsiz askeri dehanın daima yolundan, izinden gitmek demektir.

Atatürkçülük demek, O’nun ilke ve inkılâplarına, bütün gücümüzle, sahip çıkmak demektir. O’nun dünya görüşünü benimsemek demektir.

Atatürkçülük demek, bilim, mantık ve akıl, modern düşüncelerle dolu Türk gençliğinin yetişmesi demektir.

Atatürk bilim ve tekniğin ilerleme, gelişmeleri yürütme, vatanını seven ona gönül veren bir gençliğin yetiştirilmesini istemektedir. Kaybetmeyen, parçalamayan, başka ideallere asla saplanmamış, bunlara asla iltifat etmeyen bir gençliğin, Türk gençliğinin yetişmesi ve var olması için elinden geleni yapmıştır. Çağdaş ve ileri milletlerin seviyesine çıkacak bir gençlik istemektedir, Atatürkçülük.

Hoşgeldin Ziyaretçi
Kullanıcı Adınız:
Şifreniz:
   Şifremi unuttum Üye Ol
 
SİTE TRAFİK
  Online: 1
  IP niz: 38.103.63.61
  Bugün: 9
  Toplam: 67534
 
 
 

 
 
© Nazilli Ilçe Izci Kurulu www.nazilliizcileri.com 2007
Tasarim ve kodlama İbrahim ÇAKICI www. ibfyazilim.com
Web Yazilim Hizmetleri